M. Fethullah Gülen Hocaefendi ve Dua Ufku
Yazar AlpEreN |
Tarih 16-05-2011 | 13:07:59 |
Yorum 2 Yorum |
İzlenme 1.437 kere okunmuş |
Kategori Dua SG Genel |
|
Etiketler |
|
Muhterem M. Fethullah Gülen Hocaefendi, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (sav) dua ikliminden bahsederken şöyle diyor:
Gece-gündüz münacaat ve inleme içinde geçen bir ömür görmek isteyen, Resûlullah’ın hayatına baksın! Baksın ve insanlık, duânın ne demek olduÄŸunu, duâ etmenin âdâbını ve duânın, insana maddî-manevî kazandırdıklarını görsün, görsün ve ibret alsın.
Allah Resûlü, duâlarını hayatının içine paylaÅŸtırmış ve hep bu nurdan kristaller üzerinde yürümüştür. Duâ, O’nun dudaklarından eksik olmayan virdi, gönlünde tütüp duran âh u efganıydı. O, bir an dahi duâsız olmamış, dudaklarını ıslatan bu kevser dolu kadeh, hiçbir zaman elinden düşmemiÅŸti. Aksiyon adamıydı, muhakeme insanıydı; fakat ibadet ve duâda da eÅŸi-menendi yoktu.
Peygamber Efendimizi (sav) bize böyle anlatan Muhterem M. Fethullah Gülen’in kendisinin de herhalde baÅŸka türlü olması beklenemez. Onu yakından tanıyanların anlattığına göre o; gece-gündüz münâcaatla inleyen, dudaklarından duanın eksik olmadığı örnek bir insandır.
Ona göre “Duâ, bir ibadettir, duâ kulluÄŸun özüdür, duâ Rabb’e dönüş ve yöneliÅŸin adıdır. Kulluktan bahsedilen bir yerde, duâdan bahsetmemek mümkün deÄŸildir. Zaten, Allah (cc) da “Duânız olmazsa ne ehemmiyetiniz var!” (Furkan, 25/77) buyurmuyor mu? ve “Duâ edin kabul edeyim.” (Mü’min, 40/60) diyen de bizzat Kendisi deÄŸil mi?
“Duâ, Allah (cc) ile kul arasında kuvvetli bir baÄŸdır. BaÅŸka bir ifade ile, kulun düşüncesinin Rabb’e takdim edilmesi ÅŸeklidir duâ. Kul eriÅŸemeyeceÄŸi ve iktidarıyla elde edemeyeceÄŸi her ÅŸeyini, mutlak iktidar sahibi olan Kadîr-i Mutlak’tan ister; iÅŸte bu isteÄŸin adıdır duâ. O, helezonlar hâlinde kuldan Rabb’e yücelen tatlı bir naÄŸmedir ta ArÅŸ’a kadar…”
Hocaefendi, duaya ciddî bir ÅŸekilde inanan ve hayatının her anında yaÅŸayan bir insandır. Onun her anının dua ile içice olduÄŸunu gösteren hâdiselerden birisi şöyledir: “… İşte, iki büklüm koltuÄŸundan kalkıyor. Odasına girecek.. kapı koluna tutunuyor, başını duvara koyuyor, bir kere daha o neÅŸ’eli çocuklara bakıyor.. “Ey Hâlık-ı Kerîmim ve ey Rabb-i Rahîmim! Senin ÅŸu mahlûkun ve masnûun ve abdin, hem âsî, hem âciz, hem gafil, hem cahil, hem alîl, hem zelil, hem müsi’, hem musin, hem ÅŸakî, hem seyyidinden kaçmış bir köle olduÄŸu halde, kırk sene sonra nedâmet edip Senin dergâhına avdet etmek istiyor. Senin rahmetine iltica ediyor. Hadsiz günah ve hatîatını itiraf ediyor.” cümlelerini söylüyor; söylerken de bir çocuk masumiyetiyle aÄŸlıyor, gözyaÅŸlarını gizleyebileceÄŸi yere, odasına giriyor.” (Kırık Testi,. s.19)
Dua Ufku
Hayatında duaya büyük önem veren Hocaefendi, Peygamber Efendimiz aleyhisselâm’ın öğrettiÄŸi dualarla dua etme üzerinde özellikle durmaktadır. Kendisi bu dualarla dua ettiÄŸi gibi, baÅŸkaları da bu dualardan istifade etsin diye, Efendimizden rivayet edilen duaları, “Mecmuatü’l-Ed’iyyeti’l-Me’sûre” isimli bir kitapta bir araya toplamıştır. Defalarca baskı yapan bu dua kitabına bakanlar da göreceklerdir ki, duâda dahi Allah Resûlü’ne ulaÅŸmak mümkün deÄŸildir. Sanki O, hayatının her ânını duâ ile geçirmiÅŸ gibidir. Bir insan, baÅŸka hiçbir iÅŸ yapmasa ve sadece duâ etse, onun bir ömrü dolduran duâsı, ancak Allah Resûlü’nden mervî duâlar kadar olabilir. Hocaefendi, Peygamber Efendimiz’in dua yanını dikkat nazarımıza vererek, bizi duada da O’na benzemeye teÅŸvik etmektedir.
Kur’ân, Bir Dua Mecmuasıdır
Öncelikli okunacak duaların başında, Kur’ân’da zikredilen duaların olması gerektiÄŸini söyleyen Hocaefendi, Kur’ân’ı açık-kapalı, doÄŸrudan doÄŸruya ve dolaylı olarak bir dua mecmuasına benzetmektedir. Daha sonra da Kur’ân’da zikredilen dua âyetlerine misaller vermektedir. (Sızıntı, “Dua Zamanı” 1, Kasım 2002)
Dua, Tazarru ve Niyaz Sultanı Efendimiz (sav) Dua ederken, Kur’ân’daki dualardan sonra ikinci sırada tercih edeceÄŸimiz dualar; Peygamber Efendimiz aleyhisselâmın hadislerinde rivayet edilen dualardır. Çünkü dua, tazarru ve niyaz sultanı Efendimiz’in hayat-ı seniyyeleri, âdeta bir yalvarış ve yakarış dantelâsı mahiyetindedir. (a.y.)
Dua, Hem Bir Miraç, Hem de Bir Paratonerdir
Muhterem Gülen, duayı hem bir miraca, hem de bir paratonere benzetmektedir. Zira insan dua ile merdiven merdiven Hakk’a yücelir. Ayrıca dua, Allah’ın gazabını ve öfkesini def edecek müessir bir ubûdiyettir. (Sonsuz Nur, 2/502)
Allah’tan Öncelikle Ne İstemeli
Çoklarımız dua ederken hakkımızda hayırlı mıdır, deÄŸil midir bilmeden bir ÅŸeyler isteriz. Hocaefendi’ye göre doÄŸru olan, “hakkımızda hayırlı ise ver” demek ve Allah’tan rızâsı istikametindeki iÅŸlerde bizleri muvaffak kılması için dua etmektir. Ayrıca, ihlas ve yakîn isteme de katiyyen ihmal edilmemelidir. Hocaefendi, “Duada ‘Yâ Rabb! Bunu ver, bunu ver” mi demelidir?” ÅŸeklinde sorulan bir soruya verdiÄŸi cevapta bu konuyu geniÅŸ bir ÅŸekilde ele almaktadır. (Fasıldan Fasıla, 1/54, 91)
Zikir ve Dualarda Öncelikli Olanlar
Hocaefendi’ye göre, Allah’ı zikir, evrâd u ezkâr ve dualarda öncelikle okunması gerekenler; Kur’ân’da ve Sevgili Peygamberimiz aleyhissalât u vesselâm’ın duaları arasında zikredilen dualardır. Zira Kur’ân-ı Kerîm’in duâ mevzûu üzerinde ısrarla durması ve yapılacak duâları Efendimiz’e bizzat ta’lim buyurması, mes’elenin ehemmiyetini göstermesi bakımından çok önemlidir. Bize istemeyi veren Zât, o duâlarda nasıl isteyeceÄŸimizi de öğretmektedir. Kendisine en güzel ve en müessir duâlar öğretilen de, hiç şüphesiz Allah Resûlü’dür. Zira, duâ ile kapısı çalınan Zât’ı en iyi bilip tanıyan O’dur. (Sonsuz Nur, 2,502; Kırık Testi, s.380)
Me’sur Duaların Hedef Tayin EdiciliÄŸi
Kur’ân ve hadîs-i ÅŸeriflerde bizlere nasıl dua edeceÄŸimiz öğretildiÄŸi gibi, Hocaefendi’ye göre bu duaların bize bakan iki önemli yönü vardır: “1. Bu dualar, mü’minlere hedef tayin eder. 2. Gösterilen bu hedefe yürümek için tazarru ve niyazın yanında iradeleri devreye sokarak bi’l-fiil çalışmamız gerekir…” (Fasıldan Fasıla, 3/61)
Allah Rasûlü’nün Öğretme Makamında Yaptığı Dualar
Efendimiz aleyhisselâtü vesselâm’ın bazı duaları vardır ki, yanlış anlamalara sebebiyet verebilir; meselâ O’nun (sav), küfürden sabah-akÅŸam Allah’a sığınması gibi. Aslında O’nun böyle bir ÅŸeyden korkmaması gerekir, çünkü peygamberler korunmuÅŸlardır. Öyleyse bu ve benzeri duaları nasıl anlamak gerekir? Bu konuda Hocaefendi önemli izahlarda bulunmaktadır. (Kırık Testi, s.145)
Fiilî ve Kavlî Duâ ile Cenâb-ı Hakk’a (cc) İlticâ
Bir yönüyle duâ, fiilî ve kavlî olmak üzere iki ÅŸekildedir. Hocaefendi’ye göre, fiilî duâ yapılacak, yani, sebepler dairesinde elden geldiÄŸince sebeplere riayet edilecek, sonra da kavlî duâ için eller açılacaktır. O, duanın bu iki çeÅŸidini misalleriyle geniÅŸ bir ÅŸekilde anlatır. (İnancın Gölgesinde, 1/163)
Hâlî Dua
Hocaefendi, fiilî ve kavlî duadan baÅŸka bir de hâlî duadan bahseder. Bu çeÅŸit duada kul, sadece halini Rabbine arzeder ve O’ndan çoÄŸu zaman hiçbir ÅŸey istemez. Çünkü kul bilir ki, Rabbi onun her haline nigehbandır. (“Dua”, Sızıntı, Nisan 2000; Sonsuz Nur, 2/502)
Her Duaya Cevap Var, Ama…
Dua eden herkes, istediÄŸi ÅŸeyin kendisine hemen ve istediÄŸi gibi verilmesini ister. Fakat Allah Teâlâ, kullarına çok ÅŸefkat ve merhametli olduÄŸu için, istedikleri ÅŸeyleri belki hemen ve istedikleri gibi vermez de, onlar için daha hayırlı bir zamanda ve daha hayırlı olacak bir ÅŸekilde verir. Bu bakımdan bize düşen ÅŸey, hakkımızda hayırlı olanı istemektir ve sadakatla O’nun kapısından ayrılmamaktır. (“Dua”, Sızıntı, Nisan 2000; İnancın Gölgesinde, 1/163; Fasıldan Fasıla, 3/146; Sonsuz Nur, 2/502)
Duada İhlâs
Kul olarak ibadetlerimizi, riyadan uzak ve ihlasla yapmak mecburiyetindeyiz. Fakat maalesef bunu her zaman hakkıyla baÅŸaramayız. Dua da, riya, sum’a gibi duygulardan uzak, ihlas ve samimiyet içinde yapmamız gereken bir ibadet türüdür. Böyle yapılan dua, insanda meyelân-ı hayra kuvvet verir. İnsan, ilk zamanlar ihlâs ile duaya muvaffak olamasa bile, zorlamayla, zamanla bu noktayı yakalayabilir. (Prizma, 1/170)
Duada Israr
Kur’ân’a göre insan aceleci yaratılmıştır. Aynı ÅŸekilde dualarının kabulünde de acele ederek, dua ettiÄŸi ÅŸeyin hemen yerine gelmesini ister, istediÄŸi ÅŸey olmayınca da duadan vazgeçer. İşte bu noktada Hocaefendi, duada ısrar edilmesini, hattâ bazı ÅŸeyler için otuz-kırk sene bıkıp usanmadan dua edilmesini tavsiye eder: “O’nu anarken kendimize göre deÄŸil, O’nun büyüklüğüne, enginliÄŸine göre anmak için kendimizi zorlamalıyız. Otuz sene, kırk sene demeden ısrarlı olmalıyız. Kendi darlığımızla deÄŸil, o tecellî-yi ilahîyi kendi enginliÄŸi içinde anlamalıyız.” (Kırık Testi, s.44) Ayrıca, duaya riya, süm’a ve benzeri duygu ve düşünceler asla karışmamalıdır. (a.g.e., s: 164)
Rica ederim, biz O’nun kapısında sular gibi çaÄŸladık, Eyyub Nebi gibi aÄŸladık da kapı açılmadı mı, yüzümüze bakılmadı mı? Gönlümüzden bir yanık kokusu yayıldı da “bu da nedir?” diye sorulmadı mı?” Ben İslâm dünyasında O’na ilticayı görmüyorum; ama, belki de ben göremiyorumdur; belki dertliler, yüreÄŸi çatlarcasına O’na el açanlar vardır da ben göremiyorum…” (Kırık Testi, s.279)
Aslolan Tazarrudur, Şekle Takılıp Kalmamalı
İslâm âlimleri duanın kabul ÅŸartlarını sayarken, genellikle, duanın kabul edileceÄŸine inanarak dua etmek gerektiÄŸini söylemiÅŸlerdir. Muhterem Gülen de bu konuda şöyle demektedir: “Duada esas olan onun kabulüne inanmak ve güvenmektir. Duada elleri açmak bir yana, insan asıl gönlünü açmalıdır.” (Kırık Testi, s.28) “Bu arada, el kaldırma, kıbleye dönme, dilenciliÄŸimizi ve üst elin üstünlüğünü hatırlamak içindir. Yoksa asıl olan içteki tazarrudur. Gel gör ki, bizler ÅŸekle takılıp kalmışız.” (Fasıldan Fasıla, 1,79)
Åžuurlu Dua Etmek ve Heyecan
Kur’ân okurken, evrâd u ezkâr ve dua ile meÅŸgul olurken, önemli olan bunları ÅŸuurlu yapmaktır. Her kelimeyi duya duya okuma, kendimizi verebilmedir. Fakat bununla beraber, bunda muvaffak olamadım diye bırakmama da önemlidir. Zira ÅŸeytan, bizim ne Kur’ân okumamızı ister, ne de dua etmemizi. Ama ÅŸeytanın bütün kötü telkinlerine raÄŸmen biz devam edersek, bu defa da bizi okurken meÅŸgul eder, aklımıza hayalimize gelmeyecek ÅŸeyleri hatırlatır. Biz de bu iÅŸi ÅŸuurlu yapamıyoruz diye bırakırsak, ÅŸeytanın oyununa gelmiÅŸ oluruz. (Kırık Testi, s.45)
Dua ve Evrâd ü Ezkârda Paylaşım
Hocaefendi, Müslümanlar arasında çok yaygın olmayan bir hususun üzerinde duruyor ve tavsiyede bulunuyor:
Birbirini tanıyan, bilen insanlar deÄŸiÅŸik gruplar halinde dua okuyabilirler. Meselâ, Büyük CevÅŸen’i birkaç kiÅŸi paylaşıp okuyabilir. Paylaşıldıktan sonra artık her insanın kendisine ayrılan bölümü okuması onun için gerekli olur. Yani “Allah’ı anma, zikretme hususunda ben her gün ÅŸu kadar bir ÅŸey yapacağım.” diyen insan, üzerine bir sorumluluk almış olur ve bu sorumluluÄŸu yerine getirmesi artık zarurîdir. İsteyenler Büyük CevÅŸen dediÄŸimiz hizbi baÅŸtan sona kadar kendi baÅŸlarına da okuyabilirler. Fakat, bir heyet halinde okuyunca, herkesin defter-i a’mâline o okumanın bütününden hâsıl olan sevap yazılır. Hakikî ÅŸahs-ı mânevî teÅŸekkül edince herkes, bütünün okuduÄŸu kadar okumuÅŸ olur…” (Kırık Testi, s.164)
Cemaatle ve Izdırapla Yapılan Dualar
Herkes yaptığı duanın kabul edilmesini ister. Fakat duaların kabul edilmesi için bazı şartlar vardır. Dua ile ilgili kitaplarda bunlar tafsilatıyla zikredilir. Muhterem Gülen, duanın kabul şartlarından birisinin de cemaatle yapılan dualar olduğunu söylüyor. Birçok insan, genellikle sadece Müslümanların yaptığı duaların kabul edildiğini düşünür. Ama Hocaefendiye göre, ehl-i dalâlet bile cemaat halinde dua etse, Allah onların da dualarını kabul eder.
Hocaefendi, bu noktada cami cemaatinin, bazen birlikte dua etmelerini tavsiye eder. Çünkü birlikte yapılan dualar, kabûle karindir: “Bazen de, meselâ aynı camide namaz kılan insanlar birbirlerine ‘Gelin selef-i salihînden rivayet edilen ÅŸu duaları okuyalım. Meselâ, bir gece kalkalım, iki-üç saat sürse de 19 defa Fetih Sûresini okuyalım.’ diyebilirler. Ama herkes içinden gelerek katılmalıdır böyle bir dua ÅŸirketine. Fırlamalı, kalkmalı yerinden.. bir hâcet namazı kılmalı, Büyük CevÅŸen’i, Evrâd-ı Kudsiye’yi, Sekîne’yi… okumalı.. arkadaÅŸlarıyla beraber on beÅŸ yirmi dakika okuyorsa, sonra da kimsenin görmeyeceÄŸi, aklına herhangi bir mülâhazanın gelmeyeceÄŸi bir yere gitmeli, bir yarım saat de orada okumalı.” (Kırık Testi, s.164, 279)
Duaların kabul edilmesinde önemli sebeplerden birisi de, ızdıraptır. Gülen’e göre, muzdaribin yaptığı duaya, bazen mübarek yerlerde yapılan dualar bile yetiÅŸemez. (İnancın Gölgesinde, 2/173; Sonsuz Nur, 2/227)
Müslümanların Birbirlerine Dua Etmeleri
Hocaefendi, Müslümanların birbirlerine dua etmelerini tavsiye etmekte, kendisinin de her gün dua ettiğini söylemektedir. Ayrıca bunu söylerken, hem kendimiz, hem de onlar için ne istememiz gerektiğini de öğretmektedir. Değişik hususlarda olduğu gibi, söylediği şeyi önce kendi nefsinde yapmakta, daha sonra başkalarına da tavsiye etmektedir. (a.g.e., s.181)
Kur’ân Hizmetinde Bulunan Herkese Dua Etme
Muhterem Gülen, Kur’ân hizmetinde bulunan herkese; kadın-erkek, çoluk-çocuk, genç-ihtiyar, esnaf-memur, tüccar-talebe, hatta toplumun bütün katmanlarını tek tek sayarak dua ettiÄŸini, dua ederken de hiçbir kesimi dışarıda bırakmamaya özen gösterdiÄŸini, yer yer, zaman zaman, belde belde, ülke ülke, isimler zikrettiÄŸini söylüyor. Tabii böyle dua etmeyi de herkese tavsiye ediyor. (Fasıldan Fasıla, 3/153)
Dua Âdâbı
Belki herkes kendine göre dua eder. Ama duada usûl, edep nedir çoÄŸumuz bilmeyiz. Onun için hem Kur’ân, hem de hadîs-i ÅŸeriflerde bize nasıl dua edeceÄŸimiz misalleriyle öğretilmiÅŸtir. Hocaefendi de, bazı yazılarında bu edebi talim etmektedir. Bu çerçevede, duaya baÅŸlar baÅŸlamaz hemen Allah’tan bir ÅŸeyler istemeye geçmemeli, önce Allah’ın bize verdiÄŸi nimetleri birer birer saymalı, ardından günahlarımızı itiraf edip, istiÄŸfarda bulunmalı, kapısına geldiÄŸimizi, baÅŸka gidilecek kapının olmadığın dile getirmeli… ve daha sonra isteyeceÄŸimiz ÅŸeyleri istemeliyiz. (“Dua”, Sızıntı, Nisan 2000; “Münacat Yerine”, Sızıntı, Haziran 2001)
Duada Tevessül ve Dikkat Edilmesi Gereken Husus
İslâm âlimleri arasında bazıları tevessülü kabul etmez ve onun bir nevi şirk olduğunu söylerler. Hocaefendi, bu münasebetle sorulan bir soruya cevap verirken, tevessülün câiz olduğunu kabul etmekle birlikte, bu konuda dua ederken de çok dikkatli davranılması gerektiği hususuna parmak basar. Çünkü bu hususta ciddî hatalar yapılmaktadır. (Asrın Getirdiği Tereddütler, 4/16)
Dua Vakti Olarak Yağmur ve En Önemli Dua
Hocaefendi, sohbetlerde sözün dönüp dolaşıp yine Allah’a gelmesini ister. Meselâ, dışarıda yaÄŸmur yağıyor. Herkes çok deÄŸiÅŸik tedaîler içine girebilir. Ama onun düşüncelerinden geçen ÅŸey ise; yaÄŸmur, insanımızın ifadesiyle rahmet’tir. Rahmet’in yere indiÄŸi an ki, hadis-i ÅŸeriflerden bildiÄŸimize göre her bir yaÄŸmur tanesini bir melek indirmektedir. İşte böyle bir ânı, duaların kabul edildiÄŸi ânı deÄŸerlendirip dua etme. Bir diÄŸer önemli ÅŸey ise, kendimiz için mal, mülk, çoluk-çocuk vs. isteme deÄŸil, en önemli ÅŸeyi isteme. Nedir o? Allah’ın Yüce adının dünyanın dört bir tarafında duyulması. (a.g.e., s.177)
Dua Vakti Geceler
Dinimizin güzelliklerinden birisi de, isteyen istediÄŸi yerde ve zamanda, istediÄŸi ÅŸekilde dua edebilir. Fakat âlimlerimiz, Kur’ân ve hadislerden hareketle duanın kabûle karîn olduÄŸu zamanlar içinde özellikle geceleri birinci sırada sayarlar. Muhterem Gülen de, geceleri vâridata açık yamaçlar olarak ve yapılan duaları da Dost’a kavuÅŸma veya dostla halvet vesilesi ve ÅŸekli olarak görür. (“Dua ve Yarakıştaki Güç”, Zamanın Altın Dilimi, s. 71)
Duanın Kabul Vakitleri
Duanın kabul edileceÄŸi ümit edilen vakitler sadece geceler deÄŸildir. Bunlara ilaveten Hocaefendi, baÅŸka vakitler de saymaktadır. (“Dua Zamanı 1″, Sızıntı, Kasım 2002)
Duanın Dünyevî Faydaları
Dünya, hizmet yeri, âhiret de mükâfat yeridir. Onun için bu dünyada ibadet ederiz ve mükâfatımızı âhirette alacağımıza inanırız. Aslında, ibadetin özü olan dua için de aynı ÅŸey geçerlidir. Fakat Allah’ın bir lütfu olarak dualarımızın, dünyada da bir takım faydalarını görebiliriz. Hocaefendi’ye göre duanın dünyamıza bakan bir takım mânevî faydaları da vardır. (“Dua ve Yakarıştaki Güç,” Zamanın Altın Dilimi, s. 71)
Dua ve Maddî Hastalıkların İyileşmesi
Maddî hastalıkların, dua ile iyileÅŸip iyileÅŸmeyeceÄŸi tartışılmaktadır. Bazılarına göre dua ile hastalıkların iyileÅŸmesi mümkün deÄŸildir, böyle bir ÅŸey olamaz. Fakat bizzat Kur’ân, mü’minler için ÅŸifa olduÄŸunu beyan etmektedir. Hadis-i ÅŸeriflerde de Efendimiz aleyhisselâm, hem kendi hastalıkları için dua ediyor, hem de hasta olan ashâbına dua öğretiyor. Ayrıca sahabeleri arasında, dua ile iyileÅŸenleri görüyoruz. Bütün bunlardan hareketle muhterem Gülen de, dua ile bazı hastalıkların iyileÅŸebileceÄŸini, özellikle hastanın psikolojik durumunun dua ile düzeleceÄŸini, moral bulacağını, bunun da hastalığına müspet yönde tesir edeceÄŸini belirtiyor. Fakat denge insanı olan Hocaefendi, sebepler dünyasında yaÅŸadığımızı özellikle vurgulayarak, doktora gitmenize ve ilaç kullanmanıza lüzum yok, dua edin geçer de demiyor. Kendisi de hastalıkları için dua dua yalvardığı ve baÅŸkasından dua talep ettiÄŸi gibi, hem doktora gidiyor, hem de ilaç kullanıyor. Zira ona göre, doktorların müdahaleleri ve ilaç kullanma ile dua etme birbirine aykırı olmayıp, birbirini tamamlayan unsurlardır; hattâ doktora gidip ilaç kullanma da fiilî bir duadır. (Prizma, 2/109, 116)
Dua ve Psikolojik-Nörolojik-Psikiyatrik Hastalıklar
Maddî hastalıklar bile bazen dua ile iyileÅŸiyorsa, elbette ki psikolojik hastalıklar da dualarla iyileÅŸir. Özellikle sar’a ve cinlerin musallat olduÄŸu bazı hastalıklarda duanın tesiri büyüktür. Bu hususta Hocaefendi, ileriye yönelik bazı hedefler göstererek, mânevî hastalıkların tedavisinde duanın önemine dikkat çekmektedir.(İnancın Gölgesinde,1,153, 159-162)
Bu noktada, cinler hastalığa sebep olabilirler mi gibi bir soru akla gelebilir. Bu hususta da Hocaefendi’nin söyledikleri gerçekten önemlidir. (İnancın Gölgesinde, 1/159-162)
Åžeytanlardan Korunma ve Dua
Şeytanların da şerrinden korunmak için dua en büyük dayanaklarımızdandır. Hocaefendi, Peygamber Efendimizin (sav) öğrettiği dualarla şeytanların şerrinden ve vesveselerinden korunabileceğimizi söylemektedir. (Prizma, 1/159; Fasıldan Fasıla, 2/335)
Duanın Belâları Geri Çevirmesi
Hakkında hüküm verilmiÅŸ ve gelmekte olan belâlar, duruma göre sadaka ve dua ile geri çevrilebilir. Bunlar, tabiî ki, Levh-i Mahfuz’a deÄŸil, Levh-ı Mahv ve İspat’a ait hükümlerdir. Biz, zamanın hakikatı olan bu “Levh”de yaÅŸadığımız için, sadaka ve dualarla gelmekte olan belâlaları savabiliriz. (Prizma, 2/109)
Herkesin Günlük Evrad u Ezkârı Olmalı
“…Netice itibariyle, bir kere daha hatırlatmalıyım ki; mutlaka herkesin evrâd u ezkâra ayıracağı bir zamanı olmalı ve o, bu konuda hiçbir mazeret ileri sürmemelidir.” (Fasıldan Fasıla, 3/25)
Dinî Heyecanın Devamı ve Evrâd u Ezkâr
Bir Müslüman’ın dinî hayatının canlı ve zinde kalması, ÅŸevk ve heyecanını yitirmemesi için evrâd u ezkâr çok önemlidir. Yoksa insan zamanla inhiraflara, sürçüp düşmelere maruz kalıp ayağı kayabilir. İşte bu noktada Muhterem Gülen, Kur’ân, Peygamber Efendimiz ve Selef-i sâlihin’den öğrendiÄŸimizi duaları okumamızı salıklıyor. (a.g.e., s.177)
Evrâd ü Ezkârın Terki Ciddî Zaafa Sebeptir
Allah’ı zikir ve O’na dua edip yalvarma, önemine binaen, Hocaefendi tarafından hemen her ibadetin damarlarında cereyan eden kan’a benzetilir. Kansız insanın yaÅŸaması mümkün olmadığı gibi, evrâd u ezkârsız ve duasız da yaÅŸamak mümkün deÄŸildir. Yoksa, insanın mânevî ve ruhî hayatında ciddi zaaflar meydana gelir ve Allah ile münasebetlerinde gevÅŸeme olur. (a.g.e., s.376)
En Namüsait Anlarda Bile Evrâdı Terketmeme
Hocaefendi, Hz. Ali efendimizin Nehrevan savaşı günü bile günlük evrâdını terk etmediği hatırlatarak, en zor şartlarda bile evrâd u ezkârın bırakılmaması üzerinde ısrarla durur. (a.g.e., s.174)
Üstad ve Evrâd u Ezkâr
Hocaefendi, baÅŸta Peygamber Efendimiz (sav) olmak üzere, O’nun sahabesi ve daha sonraki asırlarda gelen selef-i salihînin en zor ÅŸartlarda bile evrâd u ezkâr ve dualarını terketmediklerini söylerken, bu büyük zatlara misal olarak asrımızdan da Üstad Bedîüzzaman’ı zikreder. Zikreder de, onun evrâd u ezkâr ve dua ile ne kadar meÅŸgul olduÄŸunu âdeta bir manzara halinde gözlerimizin önünde canlandırır. (a.g.e., s.376)
Tebliğ ve İrşadda Müessiriyet ve Evrâd u Ezkâr Münasebeti
Bazı insanlar, gece-gündüz Allah’ın dinini anlatmakla meÅŸgul olduklarını ve evrâd u ezkâra yeterince veya hiç vakit bulamadıklarını söyler ve bu tembelliklerine mâzeret olarak da yaptıkları hizmetleri gösterirler. Böyle kimseler, belki kendilerine göre haklı olabilirler. Fakat Hocaefendi, böyle kimselerin yaptıkları iÅŸte muvaffak olabilmelerinin, onların evrâd u ezkârda kusur yapmamalarına baÄŸlı olduÄŸu görüşündedir. Çünkü ona göre, tebliÄŸ ve irÅŸad ne kadar önemliyse, onda müessir olmak ve yapılan iÅŸin bereketli olması için evrâd u ezkâr ve dua da o kadar önemlidir. Her hususta rehberimiz olan Peygamber Efendimiz (sav), bu meselede de hüsn-ü misaldir. (a.g.e., s. 377-380; İrÅŸad Ekseni, s. 150)
Hocaefendi’nin Dünyası ve Beddua
Hocaefendi’nin temel düşünce yapısı ve karakteri itibariyle, onun dünyasında tel’in ve bedduaya yer yoktur. Bu sebeple o, inanmayanlar için hidayet, inananlar için istikamet diler. Ona göre, insanın iyiliÄŸine yapılan dua, kabul görmesi açısından bedduadan daha üstündür. Dolayısıyla o, kendisine zulmedenlerin, hidayete ulaÅŸmaları halinde bütün haklarını hemen helâl edeceÄŸini söyler. Ayrıca yapılan zulüm, tahkir ve tezyifler, bizzat Müslümanların ÅŸahıslarına ise, elden geldiÄŸince affedici olmalı; yok doÄŸrudan dine ve Müslümanlara dinlerinden dolayı ise, bir de bu zulüm ve tahkirler, Müslümanlara ve dine hücumu âdeta meslek edinmiÅŸlerden geliyor ve böylelerinin artık imana kabiliyetleri de görünmüyorsa, bu takdirde Allah’a havale edilmelidirler. (YeÅŸeren Düşünceler, s. 1-6; Prizma, 2/128)
Son Söz
Hocaefendi’nin dua yönünü gereÄŸince anlamaktan ve anlatılan hakikatleri azamî derecede deÄŸerlendirmekten cidden âciziz. Dolayısıyla bu kısa çalışmamız, onun, kalp ve ruh hayatı, zühdü, takvası ve de dua dünyası adına olsa olsa küçük bir ayna olabilir. Daha fazla istifade için, bu çalışmada zikrettiÄŸimiz kaynaklara bakılmalıdır.
http://tr.fgulen.com/content/view/3895/135/






Email
Twitter
Facebook
selamün aleyküm öncelikle hizmetlerinizden dolayı Allah razı olsun Allah hizmette bulunmanızı daim kılsın inşallah
hocaefendinin çok güzel soru cevap linkleri vardı ben bulamadım 2 sene önce indirdim fakat kayboldu şimdide ulaşamıyorum yardımcı olursanız inşallah indiricem tekrar.hayırlı günler
aleykum selam kardeÅŸim
http://www.serdengecti.org/1/modules.php?name=Downloads&d_op=getit&lid=102
Soru cevap 53 mp3 set 1 – M.Fethullah Gülen tek link